"Daha fazla Mc Donald’s değil, daha fazla Sulukule" Gogol Bordello-Eugene Hutz<
''Kültür Başkenti demek! bu çok iyi bir şey. Ama bana hep yaptıkları yüksek kuleleri gösteriyorlar. Kültürden söz ettiklerinde kastettikleri "money". Mahalleleri, yeşil alanları korumak gibi dertleri yok. Büyük binalardan, alışveriş merkezlerinden, lalelerden bahsediyorlar hep. Bunlar "kültürün başkenti" anlamına gelmiyor ki, "kapitalizmin başkenti" anlamına geliyor'' Tony Gatlif
8 Temmuz 2008 Salı
Kentsel Dönüşüm
1 Temmuz 2008 Salı
02.07.1993 Sivas
''Ölür ise ten ölür, canlar ölesi değil''
Heybesinde yılan İşaretleri,Baldıran zehiri Yüzüğünün içinde Ve yanında Kav taşıyan ben; Tekinsizim size göre İbret için yakılması gereken...
Korku İmparatorluğu - 01.07.2008
''Naziler geldiler.Önce komşularımı götürdüler, sonra yazarları ses çıkartmadım. Sonra komünistleri götürdüler. Ses çıkartmadım. Tekrar geldiklerinde sosyalistleri tutukladılar götürdüler. Yine ses çıkartmadım. Beni almaya geldiklerinde ses çıkartacak kimse kalmamıştı.''
yukarıya alıntıladığımız ve Bertolt Brecht'in nazi Almanya'sında yazdığı bu sözler, kendisinin ve toplumun ''bana dokunmayan yılan bin yaşasın'' tepkisizliğine karşı, bir gün hangi kesimden olursa olsun herkese dokunulacağını, tüm muhalif seslerin susturulacağını, buz dağının arkasında biriken korku rejimi gerçeğinin su yüzüne çıkacağını belirten bir aforizmaydı.. Bugün 01.07.2008 tarihi itibariyle Türkiye sarsılırken, korku imparatorluğunun gelişimi ivme kazanıyordu.22 Haziran 2008 Pazar
Seni Unutmadık Kazım Koyuncu
"Bu arada; hiç başımızdan eksik olmayan gökyüzüne, günün karanlık saatlerine, ara sıra kopsa da fırtınalara, bir gün boğulacağımız denizlere, eski günlere, neler olacağını bilmesek de geleceğe, kötülüklerle dolu olsa bile tarihe, tarihin akışını düze çıkarmaya çalışan tüm güzel yüzlü çocuklara, Donkişotlar 'a, ateş hırsızlarına, Ernesto "Çe" Guevara'ya, yollara-yolculuklara, sevgililere, sevişmelere, sadece düşleyebildiğimiz olamamazlıklara, üşürken ısınmalara, her şeyden sıcak annelere, babalara ve tadını bütün bunlardan alan şarkılara kendi sıcaklığımızı gönderiyoruz. Kötü şeyler gördük. Savaşlar, katliamlar, ölen-öldürülen çocuklar gördük. Kendi dilini, kendi kültürünü, kendisini kaybeden insanlar, topluluklar gördük. Yanan köyler, kentler, ormanlar, hayvanlar gördük. Yoksul insanlar, ağlayan anneler, babalar, her gün bile bile sokaklarda ölüme koşan tinerci çocuklar gördük. Biz de öldük. Ama her şeye rağmen bu yeryüzünde şarkılar söyledik. Teşekkürler dünya."
Yukardaki satırların sahibiydi Kazım Koyuncu.. 25 Haziran 2005 tarihinde aramızdan hain kanser çekip almıştı Kazım'ı.. Türkü demekti, şiir demekti, müzik demekti, karadeniz demekti, aşk demekti, futbol demekti (çok iyi bir Trabzonspor taraftarı, futbolla oldukça ilgili bir sanatçıydı kendisi) yaşamak direnmektir diyenler için çok şey demekti Kazım Koyuncu... 25 Haziran'da yeniden anıyoruz kendisini.. Hiç unutmamak üzere..
'Şarkılar politikadan, kurumlardan, sistemden daha güçlüdür. Hayatın sonuna kadar kalabilirler, temizdirler ve bir çok güzel şeye sebep olabilirler. İktidarlar, sistemler yıkılabilir, devirler değişebilir, şimdi dünyayı yönetenler kısa bir süre sonra üstelik bütün kötülüklerine rağmen unutulabilirler.'
14 Haziran 2008 Cumartesi
Sulukule ve Futbol
1000 yıllık Roman mahallesi Sulukulede yaşanan ;kültürel kent soykırımına karşı direniş sürüyor. Tarihi Sulukule semtinin ‘Kentsel Dönüşüm’ projesi adı altında yok edilme girişimine karşı direnen ‘yaşam savunucuları’nın oluşturduğu ‘Sulukule Platformu’ bir futbol turnuvası düzenledi. Platfom açıklamasında; “Boş arsa gibi rant hesaplarıyla pazarlanan mahallemize sizleri aylardır hep “Yetişin, yıkıyorlar!” diye çağırdık. Sesimizi her seferinde duydunuz. Şimdi bir kez daha çağırıyoruz: Gelin, futbol şölenimizde birbirinin halinden anlamayı, dayanışmayı ve paylaşmayı kutlayalım. Mahallemizde hâlâ hayat var!..” dedi.
Sulukule Platformu’nun açıklaması göre, “Sulukule Dayanışma Futbol Turnuvası”na tam sekiz takım katılıyor: Neslişah Spor, Çeşme Sokak, Müzisyenler, Sultan Spor, Sulukule Birlik Spor ve Sulukule Spor. Bu takımlar Sulukule halkının içinden çıkan takımlar.
Sulukuleliler şöyle diyor:Halimizi çok yakından bilen, anlayan Başıbüyük ve Gülsuyu mahalleleri turnuvaya bir takımla katılıyor. “Kentsel yenileme” bir kâbus gibi onları da yerinden etmeye çalışıyor. Bugün birlikte top koşturacağız, yarın birlikte koşuşturacağız; hayatımızı savunmak ve güzelleştirmek için;
Sekizinci takım Mimar Sinan Üniversitesi. Bugün birlikte top koşturacağız, yarın birlikte koşuşturacağız; yoksulları yerinden etmeyen “kentsel projeler” için;
Moloz yığınları ortasında yaşamak zorunda bırakılsak da, mahallemizde hala hayat var!Gelin, dayanışmayı hatırlamaya, hatırlatmaya, kutlamaya, izlemeye, eğlenmeye, oynamaya bekliyoruz…”
31 Mayıs 2008 Cumartesi
Bi Şeyler Duydum
*Tuzla Tersanesinde ardı arkası kesilmeyen emekçi ölümlerine karşı, patronlar önce ;''ölümler işçilerin kendi suçu'' demişlerdi.. 1 haftalığına göstermelik kapatılan selah tersanesinin sahibi ağız değiştirmiş, tüy dikmiş.. ''ölümler dış mihrakların '' işi deyivermiş ..
*Dünyada 250 bin çocuk asker olduğu açıklanmış.
*Hükümet halkın vergileriyle ayakta duran TRT kurumunda, kadroşlamasını hızlandıracak yeni kanunu meclise getiriyormuş..
*Artan yoksulluk, işsizlik, açlık sınırında milyonlarca insan.. Türkiye'nin bu tablosunun yarattığı son sonuç;''binlerce kadın internette taşıyıcı anne ilanı vermeye başladı'' ..
*Milli eğitim bakanlığının bürokratları okul servislerinde dahi uyuşturucu satışı yapıldığını açıklamış. Şu okullar olmasa nede güzel yönetirdiniz maarifi.
*ABD başkanı katil Bush yerli malı haftası düzenleyerek herkesi abd malı kullanmaya davet etmiş.
*Aksaray'da içme suyundan virüs kapan vatandaş sayısı 8 bine ulaşmış. Belediye başkan yardımcısı musluk suyuyla çernobil benzeri skandal deneylere imza atmayı sürdürüyor..
30 Mayıs 2008 Cuma
Kusturica Maradona'yı Anlatırsa
Festival bitti yankıları sürüyor.. Blogda çeşitli başlıklarda sık sık hatırlattığımız; Emir Kusturica yönetiminde , Manu Chao'nun müzikleriyle 3 yıllık bir çalışmanın ürünü olarak hazırlanan Maradona belgeseliyle alakalı Kusturica'nın neden ? Maradona sorusuna verdiği cevap, El Diego'yu 10 numaralık bir teşhisle tarif eder cinsten.. Kusturica demiş ki ;"1986 Dünya Kupası’nda Maradona’nın golleriyle Arjantin, İngiltere’yi elediğinde, dünyada yerinden fırlayan milyonlarca insandan biri de bendim. Sonuç, Arjantin ve ülkem Sırbistan gibi Batı emperyalizminin kurbanları için zaferdi"
25 Mayıs 2008 Pazar
Maradona - Emir Kusturica@Cannes Film Fest#2
Aşağıdaki postta uzun uzun anlattığımız, 3 yıllık bir çalışma sonunda hazırlanan Emir Kusturica yapımı , Maradona belgeselinin Cannes'da yapılan özel gösteriminde Kusturica basın toplantısı sonrası yaptığı açıklamada turnayı gözünden vurmuş.. Taşı gediğine oymuş..'' Futbol asla sadece futbol değildir'' sözü bir klişe değil, gerçeğin ta kendisi.. İşte Kusturica'nın Maradona, futbol, film ve politika harmanlı açıklaması; "1986 Dünya Kupası’nda Maradona’nın golleriyle Arjantin, İngiltere’yi elediğinde, dünyada yerinden fırlayan milyonlarca insandan biri de bendim. Sonuç, Arjantin ve ülkem Sırbistan gibi Batı emperyalizminin kurbanları için zaferdi. Maradona emperyalizmin kurbanları için kurtarıcı bir simgeydi.."
24 Mayıs 2008 Cumartesi
Meins Hacks The Wall

Meins rumuzlu bir sokak sanatçısı duvarları Banksy misali donatıyor ..Belliki karakalem çizim konusunda uzman..Duvarların ait olduğu Lokasyon İzmir..İstanbul semalarında görmek isteriz.. Çalışmalar 10 numara diyelim.. Anlayana sivri sinek saz mahiyetinde..
23 Mayıs 2008 Cuma
Mumia Abu-Jamal'A Temyiz Hakkı
Fatih Akın'ın ''In Juli'' filmini izleyenler hatırlar.juli ile daniel'in tanıştığı sahnede arka planda ''free mumia'' şeklindeki posteri görülen kişi Mumia Abu Jamal'dır.. philadelphia'da ünlu bir siyah radyo programcisi ve gazeteci yazar iken, 1981'de kardesini haksız yere döven ırkçı abd polislerine müdahele ettiği sırada bir polisin ölümünden sorumlu tutularak tutuklanan ve davası 27 yıldır devam eden , dünyadaki idam karşıtlarının sembolü Mumia Abu Jamal'ın ölüm cezası iptal edilerek kendisine yeniden yargılanma hakkı verilmiş. Jamal başta A.B.D olmak üzere dünya kamuoyunun genelinden büyük destek görmüş ve suçsuzluğunu 27 yıl boyunca delillerle savunmuştu. İlk kurulan mahkemenin taraflılığı A.B.D'de beyaz - siyah ayrımı olmaksızın muhalif tüm kesimler tarafından protesto edilmiş ve Jamal için uzun yıllar süren hukuk mücadelesi devam etmişti. 90'lı yıllarda amerika'nın en önemli ve ünlü davasıydı jamal davası.. free mumia abu jamal kampanyaları ile tüm dünyada kollektif bir idam cezası karşıtlığının fitilini ateşleyen adam ; amerika'nın ırak dahil olmak üzere yediği gelmiş geçmiş tüm haltlar üzerine hapishanede kendisine uzatılan mikrofona konuşmuş ve sözlerini ; "this is mumya abu jamal, reporting from the death row" diyerek bitirmişti. En büyük destekçilerinden biriside ; rage against the machine müzik grubudur.
4 Mayıs 2008 Pazar
The Revolution Will Not Be Televised vs 1 May
Resim;David Cronenberg - Videodrome'dan bir kareye ait...The Revolution Will Not Be Televised , Gill Scott-Heron 'un yorumladığı 10 numara bir parçanın ismidir aynı zamanda.. 1 mayıstaki devlet- vatandaş eksenli küçük çaplı nazi almanyası provasının ardından dahi gündemin sabun köpüğü eksenine yapışıp, görmedim , duymadım, bilmiyorum havasında yaşayanlar için kapak niteliğinde.. Blogda sık sık anlayana sivri sinek saz anlamayana davul zurna az mavrasında dokundurmalar yapmak zorunda hissediyor insan kendisini.. Hoş bu bloga asla bir misyon yükleme çabam yok.. Bloglar üzerinden veya fiberoptik kablolar aleminden Hi-Tech eleştiriyle HD kalitesinde memleket kurtarılmayacağını anlayalı çok uzun yıllar oluyor.. İlk ergenlik hevesine gömülenler için idealdir bloglara misyon yüklemek.. Ama 1 mayıs sonrası medyayı takip ettikçe kararan içimide iki satır , kırk katır şuraya dökmezsem pek bir eksik kalır bünyemin eleştirel damarları.. Hariçten gazel okumak babında olmasın ama düşünüyorumda..Seda Sayan'lı, Petek Dinçöz'lü, Ayşe Özgün'lü programlarla bir Türkiye coğrafyası kültü olan nevrotik ev hanımlarını requiem for a dream benzeri bir şok dalgasına alan paranoid şizofren yapan panikatak saldırısını bir tarafa koyup, veya Esra Ceyhan'la beynin gri hücrelerinden her gün bir milyon tanesini öldürenleri ne halleri varsa görsünler bunu hakediyorlar noktasında bırakıp, misyon sahibi olma iddiasındaki programların iki yüzlü çetrefilliğine parmak basmak gerekiyor.. Görünen rezaleti eleştirmek kolay elbet..Televole kültüründen nefret ederim diyerek birincil aşamada dost meclislerinde söze entellektüel kılıfla başlamakta pek bir demode artık.. Memleket sathında hastahanelerin acil servisleri, sendikalar, sivil toplum kuruluşları 1 mayıs günü gaz bombalarına boğulup, cafede sevgilisiyle yemek yiyen gençlerin kolları jop darbeleriyle kırılırken veya taksim'de yoldan geçenb turist 1 mayıs hatrına kızılcık sopasıyla otorite terörüne maruz bırakılırken , konuşacak, söyleyecek , tartışacak kelamda kalmıyor zaten geriye.. Tüm dünyada bayram olan 1 mayıs , ülkemde intifada benzeri görüntüler oluşturup sivil vatandaşın üzerine bomba olarak yağıyorsa, hukuk devleti mottosu topyekün yıkılmıştır zaten.. Medyanın içerisinde yukarda saydığım programların dışında gibi duran, söde gençliğe söz ve eleştiri hakkı tanıyan egemen medya yapımlarına gelince; 32. Gün ya da Abbas Güçlü'yle Genç Bakış gibi programların da aslında gençler için tartışma platformu filan oluşturduğu yok. Her görüşten birileri konuşsun diye ellerine mikrofon tutuşturulanlar zaten türlü mecrada duyduklarımızı yineliyor, kameraman -tribün mantığıyla- güzel kızları ya da bir gencin elindeki -kessskin gözleriyle yakaladığı- tespihi gösteriyor (bravo!), deney kontrolden çıkıp salonun bir ucunda iki kişi kavgaya tutuşursa hemen bir reklam yapıştırılıyor.Gençlere söz veren programlarda otorite en keskin yüzünü naklen yayıncılık hileleriyle gösteriyor zaten.. Biraz abartsam, gençlerin burda kendilerini temsil etme biçiminin 23 Nisan'da çocukların bir günlüğüne başbakan olması gibi kurgulandığını söyleyebilirim.Televizyonun dertlere derman olmasını beklemek fazlaca naif olurdu zaten.Belkide hiçbirşeyden bir şey beklememek lazım artık.. Sözün bittiği yerdeyiz..










.jpg)

.jpg)
.jpg)