Hi-Tech etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hi-Tech etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Temmuz 2008 Salı

Sensible Soccer Fenomeni

Biz hala unutamıyoruz efenim.. PES serileri, Fifa serileri vs yalan hala bu bünyede.. Nerden düştüyse aklıma ( liglerin başlamasına daha var, euro 2008 bitti, Lig tv de arada Rus ligine ve Brezilya ligine takılıyoruz ama kesmiyor belki de futbolsuz duramadığımız içindir) bir hatta iki neslin ömrünü yiyen, amiga günlerinin bu topraklardaki en büyük nostaljisi Sensible Soccer serileri üzerine yazasım geldi bloga.. Hikaye uzun , rivayet muhtelif. Efenim ingiltere'de iki tane futbol hastası çocuk daha çocuk yaşlardayken amatör kümeden süper lige kadar istatistik tutarlar, kadroları kaydederler, kendi arşivlerini oluştururlar daha sonrada bunu anime ederler.O yıllar amiga yıllarıdır, elde joystick patlatılan yıllardır, amiga 7/24 beynimizi yemektedir, Microprosoccer (ansızın bastıran yağmur ve oman takımı) ve Emilyhigh soccer gibi oyunlar ile futbol heyecanıyla tanışmışızdır, Kickoff serileri ve Arcade oyun salonlarında yeni yeni sivrilmeye başlayan Supersidekicks (Meksika ve Hernandez) yeni bir çığır açmıştır ki, Cannon Fodder ve dönemin en kral platform oyunu olan Super Frog'un yapımcısı Sensible Software bu iki genci bulur, derki bu data başka data, bu arşiv manyak oyun olur, eee bunu hareketlendirmişsiniz ve altyapısınıda kurmuşsunuz gelin biz bu çizimleri sponsor olarak destekleyelim ve bunu oyun yapalım... O zamanlar dev plazma ekranlarda PS3 oynatan salonlar yerine, Çınarcık'ta yazlık günlerinde ; Okyanus, Balkış, Kral gibi atari salonlarında amiga sistemi üzerinden saatine para vererek Sensible Soccer turnuvaları yapan arızalı bir nesildik biz.. Türkiye anı Türkiye değil di, teknoloji böylesine gelişkin değil , imkanlar sınırlıydı ama hayattan aldığımız zevk kat be kat daha fazlaydı resmen eğlenerek yaşıyorduk yahu... Bugüne kadar içerisinde san marino, faroe adaları gibi ligleri bile barındıran, hem menejerlik hemde oyunculuk anlamında çığır açan swos serileride böyle ortaya çıkar. Dünyadaki tüm takımların yer aldığı, çağımıza göre çok yetersiz grafiklere sahip bu şaheserin yerini 3d efektli fifalar, pesler, winnigler asla tutamaz, o havayı doğallığı veremez, sensible soccer oynamayan , exeter cityden, huul cityden bir haber olan, falso veriyim derken joystick kırmayan adamada futbol hastası denmez. net üzerinde her sezon yenilenen yamalar yayınlanmaya devam ediyor, datalar eklenmeye devam ediliyor, ama amigadaki heyecanın yerini tutmuyor...tribün yapardık evde bu oyun oynanırken... ahh ah

30 Mayıs 2008 Cuma

Collina Online

Pier Luigi Collina.. özlenenler köşesinde yerini çoktan aldı.. Canlı canlı izlemek, gelecekte; çoluk çocuk, torun torba tayfasına, mangal başında ; ''zamanında böyle bir italyan hakem vardı, tribünlere gelir yumruk show bile yapardı'' babında anlatılacak kucak dolusu anı bıraktı bize.. Şanslıyız.. Offical sitesi ; http://www.pierluigicollina.it/ adresinde.. Offical site sahibi başka hakem var mı?

26 Mayıs 2008 Pazartesi

Pub Culture Music Box

Bloga yeni bir eklenti yaptım.. Ana sayfanın en üstünde.. Pub Culture Music Box.. Bozuk para atmanıza gerek yok, blogda gezinirken şarkıları dinlemek için play butonuna tıklamanız yeterli.. Şimdilik 5 adet şarkı yükledim.. Sık sık değişecek, güncellenecek..

Shantel - Disco Partizani
Liverpool Supporters - You Wıll Never Walk Alone
Quenn - We Are The Champions
Amy Winehouse - You Know I am No Good
Amy Winehouse - Love is a Losing Game

bu 5 adet şarkıyı zevkinize göre blogu gezerken dinleyebilirsiniz.. Pubculture okuyucuları için hizmetten kaçınmıyor...

23 Mayıs 2008 Cuma

Laura Vandervoort

Supergirl filmi ve Smallville'nin fenomeni.. Offical sitesi oyuncu hakkında geniş bilgi ve güzel bir tasarımla hazırlanmış.. Seveni için ; http://www.lauravandervoort.net/ adresine tıklamak yeterlidir..

22 Mayıs 2008 Perşembe

http://www.uykusuzdergi.com Online

Uykusuz dergisinin offical web sitesi açılmış.. Bugün dergi elime geçince öğrendim..Tasarım güzel içerik doyurucu.Meraklısı için; http://www.uykusuzdergi.com/ linkine tıklamanız yeterli..

今日のグラディスカ


Şu pubculture evladımıda yuvaladığım blogspot mekanizmasında ''sonraki blog'' diye bir seçenek var ya.. Bloglar arasında gezinirken, youtube geleneksel kapatma haftalarından birini kutlarken, cumartesi sabahı ameliyat olmuşken , doktorun sigara ve içkiyi azalt , kilo ver evladım uyarıları eşliğinde her sabah iğneyi , akşam tentürdiyot aromalı pansumanı, günde iki defa ağrı kesici ve antibiyotiki yerken , sözlük mözlük bu sıcakta çekilmezken, ligler tatile girmiş ve avrupa futbol şampiyonası henüz başlamamışken, pazartesiye kadar raporlu olduğum için işe gidemiyorken, hava yapış yapış sıcakken , oyken , buyken, şuyken, oryuken, aduket, derken canım fena sıkılıyor evde..Desti izdivaç falan izleyen biri olsam sıkılmazdı belki.. Ama televizyonla ilişkim sadece futbol, basketbol ve sabahın köründe yayınlanan sinema filmleriyle, crime investigations kanalındaki seri katil belgesellerinden ibaret.Böyle olunca hal vaziyet; canım sıkıldıkça sonraki blog seçeneğine tıklayıp ne yapıyor yerküredeki milyonlarca insan, benimde dahil olduğum bu blogspot manyaklığı furyasında diye merak eder oldum internet aleminde.. Karşılaştığım başlık aynen yukarıya yazdığım gibi. Japonca'mı, Çince'mi,Kore dilimi bilemiyorum. Uzakdoğuyla ilişkim ninja filmleri, geyşalar ve suşiden ibaret. Uzun lafın kısası elalem her telden çalıyor işte. Biz burda durmadan futbola kafa patlatıp, sinema üzerine karalayıp arada ona buna değiniyoruz. Çok lazımmış gibi futbol ağırlıklı her telden blog kıvamında takılıyoruz, vakit geçiyor işte rahatlama oluyor, okuyan dostlar sağolsun bloguma karşı benim kadar gaddar değiller, entel kuntel yönetmen kıvamında söyleyip klişenin dibine vurmam gerekirse ''çok olumlu eleştiriler alıyorum'' blog hakkında.. Her neyse yukarıya yazdığım başlıktaki uzakdoğuca (bu ne demekse) blogda bir cam sanatçısı ve figür yapımcısı, maket koleksiyoncusu , her neyse işte ama belliki sanatçı bu arkadaş, dolma kalem bile tasarlamış adam. Evde oturup dolma kalem yapacak zamanı bulabilen insanlar var dünyada..Biz ofis ortamında kapitalizme kölelik ederken sıçacak vakti bulamıyoruz birader.Tebrik etmek lazım.hiçbir yorum yapmadan origami benzeri sanatsal ürünlerinide sergilemiş, ismini okuyamadığım blogun sahibi , home office kıvamında hazırlayıp bunları vermiş digital makinenin kadrajını çalışmalarına ve açmış blogu üzerinden paylaşımlara, fiberoptik kablo alemlerine..Bak iyide yapmış ta Türkiye'den adamın bir kelimesini bile anlayamadığım bloguna ulaştım , belimde ameliyatın izleri, oksijenli su ve sargı bezleriyle.. Ben hala ;ronaldo peşinde koşadurayım, elalem interneti üretim için kullansın. Herkes hayat denen tragedyanın farklı bir yönünden zevk alıyor, kendine farklı bir takıntı buluyor işte.Saplantılarımız, tutkularımız içinde yuvarlanıp gidiyoruz, bolca köşeli olmaya çalışarak. Herkes bir yerlerinden tutuyor veya tutamıyor işte hayat denen kol böreğini..Yukarıya blog sahibinin tasarladığı iki çalışmanın fotosunu koydum. Neden balkabağı yaptığını hala anlamayarak. Dolma kalemleri beğendim ama mail yoluyla isteyeceğim , kargo ücreti benden.

19 Nisan 2008 Cumartesi

İnternet 2 Projesi

Teknoloji aleminin son dönemlerdeki en büyük tartışmalarından ve beklentilerinden birisi bu konu..Çok sayıda teori mevcut..Somut gerçek; Şu anda kullandığımız internet altyapısı yakın bir gelecekte çökecek veya çökebilir..Şu anki şebeke de kilometrelerce bakır kablo ile bir yere kadar. bunların yerini fiber kablo aldığında herşey değişebilir ama nasıl..‘Grid’, bilgisayarların işlem ve veri depolama kaynaklarını, internet üzerinden paylaşmalarını ve onbinlerce, yüzbinlerce, hatta milyonlarca bilgisayarın, tek bir süper bilgisayarmış gibi çalışmasına imkan veren bir ağ teknolojisi olarak süper hızlı internet yani mevcut internet sistemini çökmesi durumunda alacağı isimle ''İnternet 2'' bir çözüm yolu olarak sunuluyor..Tabi bu sistem devreye girerse uzunca bir süre kullanıcılar için değil araştırmacılar için geçerli olacak..Kimbilir belki bir sabah uyandığımızda sigaramızı kahvemizi alıp bloga iki satır bi şeyler karalamaya girelim derken internet'in fişinin topyekün çekilmiş olduğunu görürüz.. Önce Youtube yasağı , Google Groups engellemesi gibi Türkiye'ye özgü kötü bir şaka sanar sonra gerçeği anlar, laptopları camdan aşşağı atarız..Buda bir teori neden olmasın..Herşeyin bir sonu var belki sonsuz sandığımız internetinde vardır..Konuyla ilgili İsviçre’deki Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi yani CERN; Grid ile birlikte geniş band sayesinde yakın gelecekte film, müzik ve resim dosyaları saniyeler içinde indirilebileceğini söylüyor.. Bindik bir alamete gidiyoruz kıyamete..

İzlanda-Net

Aklıma 6 ay kış ve gece yaşayan, balık tutmak ve intihar etmek dışında aktivitesi bulunmayan insanların yaşadığı, bir dönemler ulusal futbol maçlarında bize sürekli 3-4 atan (neyseki Euro - 96 elemelerinde Fatih Terim'li çıkış döneminde 5-0 yenip futboldaki izlanda fobisini aşmıştı ulusal takım) ve Björk'ün anavatanı olması hariç birşey getirmeyen bir ülkedir İzlanda.. Ha birde Malta ile birlikte Eurovision fenomeninde ''Turkey zero points'' repliğini sık tekrarlayan bir sistemleri vardı , Eurovision olayının memleket coğrafyasında kurtuluş savaşı olarak algılandığı dönemlerde.. Bir özelliği daha varmış İzlanda'nın dünyanın en yaygın internet kullanımına sahip ülkeymiş kendileri.. Merkezi Avusturya’nın başkenti Viyana’da bulunan kamuoyu araştırma kuruluşu GfK tarafından, 14 yaş üzerindekilerle telefon aracılığıyla yapılan araştırmaya göre, İzlanda nüfusunun yüzde 88’i, Finlandiya’nın yüzde 81’i, Norveç’in yüzde 76’sı, Danimarka’nın yüzde 76’sı ve İsveç’in yüzde 73’ü internet kullanıyormuş..''Bundan bize ne birader'' diyebilir Türk internet kullanıcıları.. Bu blogu okuyan kitle demez ayrı mesele..Haklılarda aslında.Bu istatistiklerin Youtube'da küfür etmiyorlar, chat odalarında gezinmiyorlar, futbolla pek ilgili değiller veya ben hiç rastlamadım.. E-kütüphaneler üzerinden dünya klasiklerini falan okuyorlardır Allah bilir.. Bu nedenle olsa gerek yurdum internet kullanıcısı google görsellerde isveçli kız resmi aramak dışında pek haşır neşir değildir iskandinav kullanıcılarla.. Ne olursa olsun sıcak iklimlerdir bizi hayata, futbola ve nete bağlayan.. Meksika'dan, İspanya'dan, İtalya'dan bu blogu okuyan insanlar var nede olsa futbol, sinema vs seven sıcak insanlar.. (sitemeter istatistikleri sağolsun. görebiliyoruz blogu takip eden ülkelerin vatandaşlarını) ama izlanda'dan yok kardeşim.. Bu posttan sonra okurlar belki..

Çin İşi Japon İşi

Japonya’da 2030 itibariyle iş gücünde yüzde 16 oranında düşüş olacağı yönündeki resmi veriler, bu iş gücü açığının kapatılması için robotları devreye sokuyor.. Machine Industry Memorial Foundation adlı düşünce kuruluşunun raporunda, bu açığı robotların doldurabileceği bildirilmiş. Kamu sektöründen , finans ve teknoloji sektörlerine kadar akla gelebilecek tüm istihdam alanlarında robotların ikamesi projesi çok geniş bir finansman desteğiyle başlatılmış. İnsanın, duygunun, hissin , tenin olmadığı yerde , steril ve çok programlı robotlarla iş gücü açığı kapatmak veya evimde otururken kahvemi bile bir robota hazırlatıp , portakalı dahil onun soymasını beklemek bana göre değil.. Teknoloji Jules Verne romanlarında hayal ettiğimiz boyutun çok ötesine geçerken,kimisine göre bunun adı bilimsel bir teknolojik devrim olsa bile, günlük yaşamın tüm alanlarından insan öğesini çıkartıp, duyguları pasifize etmek insanlığın geleceği için pek iç açıcı olmasa gerek.. Aklıma ister istemez I Robot filmi geliyor..

27 Mart 2008 Perşembe

Broadcast Yourself

13 Mart’tan bugüne ‘yasak’ olan YouTube’a erişim yeniden serbest.. Bir dahaki kapatma ne zaman gerçekleşecek diye telekomla müşterek bahise varım..

16 Mart 2008 Pazar

Broadcast Yourself Offline


ANKARA 1. SULH CEZA MAHKEMESİ, 12/03/2008 tarih ve 2008/251 nolu kararı gereği bu siteye erişim TELEKOMÜNİKASYON İLETİŞİM BAŞKANLIĞI'nca engellenmiştir.
Access to this web site is banned by "TELEKOMÜNİKASYON İLETİŞİM BAŞKANLIĞI" according to the order of: ANKARA 1. SULH CEZA MAHKEMESİ, 12/03/2008 of 2008/251.

cumadan beri böyle yazıyor dünyanın en büyük video sitesine girmek isteyince..firefox ayarı değiştirip , dns vs uğraşacak dermanımda yok yinede bir deneyim dedim eski yasaklardan tecrübeli olarak ama yok ip olayından toptan kapamışlar deniyor bu defa.. fazlada kurcalamadım bu Aziz Nesin'lik traji komediyi.. 1. değil zaten, bu her ay youtube sansürleniyor memleket dahilinde.. Memleket haricinde pek absürd buluyor bu durumu doğal seleksiyon yoluyla bizim çeşitli iletişim ağlarından lak lak edip iki lafın belini kırdığımız ecnebi arkadaşlar.. haklılar elbet.. Evde bir pazar günü ; nescafe ve sigara keyfimle iki george best golü, bi kaç gogol bordello live performance video bi kaçta ıvır zıvır bakıp yorucu haftaya başlamadan önce video izleyecektim oysaki.. Bu defa neden çektiler fişini youtube'nin bilemem. Artık ilgilenmiyorumda.. birileri bizim için , bizim en basit ve en temel özgürlük alanlarımız için misal işte evimde keyif yapmak biraz kafa dağıtmak için kullandığım internetim için bile karar verebiliyor nasıl olsa yaşadığımız coğrafyada.. Sorgulasan ne olur bunu? 5000 paragraf yazsam bile kapatıyor adam kafasına göre internetin şalterini.. Google , yahoo, msn erişimi falanda yasaklansın bence yurdumuzda.. Mazallah genç nesillerin beyni yıkanır falan fişmekan.. yada şunun toptan fişini çekin be abiler ablalar.. ne gereği var bu çağda internetin ? youtubenin falan.. yani ben kahve içmek , iki güzel maç görüntüsü izlemek , bi kaç şarkı dinlemek vs ama hayat garip işte.. yani ben .. vapurlar falan...